Türkiye’de ne yazık ki oyunların zararlı olduğuna inanan, her türlü kötülüğün anası olarak oyunları gösteren ve yasaklanması için lobi yapan güçlü bir “Anti-Gaming” (oyun karşıtı) grup var. Peki, bu grubun iddiaları ne kadar gerçek?
Bilim Ne Diyor?
Akademik araştırmaların büyük çoğunluğu, oyunların doğrudan şiddete veya bağımlılığa itmediğini göstermektedir. Aksine, kontrollü oyun oynamanın problem çözme, takım çalışması ve el-göz koordinasyonu gibi becerileri geliştirdiği kanıtlanmıştır. Şiddet eğilimi, oyunlardan değil; aile içi iletişim eksikliği, çevresel faktörler ve psikolojik altyapıdan kaynaklanır.
Bilgisizce Yapılan Suçlamalar
“Minecraft’ta eşini öldürüyorsun puan kazanıyorsun” gibi efsaneler, konuya ne kadar uzak olunduğunun kanıtıdır. Oyunları hiç oynamamış, içeriklerini bilmeyen kişilerin (Pacman örneğinde olduğu gibi) yaptığı suçlamalar, toplumda yersiz bir panik havası yaratmaktadır.
Güvenli Sosyalleşme Alanı
Çocuklar okul stresinden, sokaktaki tehlikelerden veya ekonomik sıkıntılardan kaçıp evde, güvenli bir şekilde arkadaşlarıyla oyun oynayarak sosyalleşiyor. Bu alanın “zararlı” diye yok edilmesi, çocuğu daha güvensiz ve kontrolsüz alanlara itebilir.
Bilimsel Yaklaşım Şart
Eğitimcilerin ve akademisyenlerin görevi, oyun düşmanlığı yapmak değil; oyun kültürünü anlayarak, bu kültürün pedagojik olarak nasıl doğru kullanılabileceğine dair bilimsel çalışmalar yapmaktır. Oyun düşmanlığı, çağın gerisinde kalmaktır.